(The Turkish Post) – Fon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan ekonomist Prof. Dr. Kerem Alkin, cezaevinden gönderdiği mektupla SPK ve Borsa İstanbul’un denetim mekanizmalarını sorguladı. OZATD, TRHOL ve VSNMD hisselerindeki olağan dışı fiyat hareketlerine neden müdahale edilmediğini soran Alkin, SPK’nın Tera Yatırım yöneticilerini görev ve yetkilerini ayırt etmeden aynı kapsamda değerlendirdiğini savundu. Hakkındaki suçlamaları reddeden Alkin, hayatı boyunca tek bir hisse senedi alım satımı yapmadığını ve soruşturma öncesinde fonlardan yaşanabilecek yüksek tutarlı para çıkışlarına ilişkin risk raporları hazırladığını öne sürdü.
Türkiye’de sermaye piyasalarını sarsan fon soruşturması kapsamında tutuklanan ekonomist Prof. Dr. Kerem Alkin, sessizliğini bozdu. Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Alkin, gazeteci Recep Erçin’e eşi aracılığıyla ulaştırdığı mektupta hem hakkındaki suçlamalara yanıt verdi hem de Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Borsa İstanbul’un denetim ve gözetim faaliyetlerini sorguladı.
Tera Yatırım Menkul Değerler’de icracı olmayan bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını belirten Alkin, şirket içerisindeki yetki ve sorumlulukların birbirinden ayrılmadığını, SPK’nın hazırladığı suç duyurularında kendisinin de diğer yöneticilerle aynı kapsamda değerlendirildiğini ileri sürdü.
“SPK Herkesi Aynı Paketin İçerisine Yerleştirdi”
Alkin, SPK’nın Tera Yatırım yöneticileri hakkında hazırladığı bültenlerde kişilerin şirket içerisindeki görev tanımlarının ve yetkilerinin yeterince incelenmediğini savundu.
Kurulun kendi denetim sorumluluğunu sorgulamak yerine şirket yöneticilerine yönelik suç duyurularına odaklandığını öne süren Alkin, şu ifadeleri kullandı:
“SPK’nın tüm bültenleri hazırlarken üzerinde ciddi sorumluluklardan bir an önce kurtulmak adına, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş.’de kimin hangi pozisyonda nasıl görev yaptığına bakılmaksızın, özensiz bir şekilde herkesi aynı paketin içerisine yerleştirdiği bir tuhaf, amatör, hakkaniyetten, mevzuattan uzak bir tutum içerisinde olduğu gözlenmektedir.”
Alkin, Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan açıklamalarda icracı olmayan bağımsız yönetim kurulu üyesi olduğunun açıkça görüldüğünü belirtti. Hisse senedi işlemlerinin şirketin icra yönetimindeki yetkililerin sorumluluğunda olduğunu, kendisinin emir verme veya işlemleri yönlendirme yetkisinin bulunmadığını iddia etti.
“SPK Ve Borsa İstanbul Neden Tedbir Almadı?”
Alkin’in mektubundaki en dikkat çekici bölüm ise OZATD, TRHOL ve VSNMD hisselerindeki olağan dışı fiyat hareketlerine ilişkin soruları oldu.
Söz konusu hisselerde ciddi fiyat artışları ve anormallikler yaşandığını savunan Alkin, SPK ile Borsa İstanbul’un bu süreçte neden herhangi bir uyarı veya tedbir kararı almadığını sorguladı.
İşlem kısıtlaması, Gözaltı Pazarı’na alma veya işlem sırasını kapatma gibi tedbirlerin değerlendirilebileceğini belirten Alkin, şu ifadeleri kullandı:
“Eğer bu şirketlerin hisse senetlerinde ciddi fiyat artışları, anormallikler var idiyse, niye SPK ve Borsa İstanbul’un bir tedbiri, bir uyarısı, bir açıklaması söz konusu olmadı?”
Bağımsız yönetim kurulu üyeliğinin kendisine düzenleyici kurumların gözetim ve denetim sorumluluğunu yüklemediğini savunan Alkin, kamu otoritelerinin görev alanındaki kararları takip ederek değerlendirme yapabileceğini ifade etti.
“Ömrümde Tek Bir Hisse Senedi Alıp Satmadım”
Hakkındaki suçlamaların dayanaklarından birinin OZATD, TRHOL ve VSNMD pay piyasasındaki işlemlerden menfaat sağlamak veya başkalarına menfaat sağlamak olduğu belirtilen Alkin, hayatı boyunca borsada işlem yapmadığını ileri sürdü.
“Ömrümde bir adet bile hisse alım-satım işlemi yapmadığımı, tüm hayatım boyunca sermaye piyasası işlemlerinden uzak durduğumu çok net göreceklerdir” diyen Alkin, eşi ve kızının da herhangi bir hisse senedi işlemi bulunmadığını savundu.
Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kayıtlarının incelenmesi halinde bu durumun ortaya çıkacağını belirten Alkin, “Ömrümde tek bir hisse senedi alım-satım işlemi yapmamışken nasıl oluyor da menfaat elde etmiş oluyorum?” diye sordu.
“Fonlardan Para Çıkışı Riskini Önceden Bildirdim”
Alkin, Tera Yatırım’da Riskin Erken Saptanması Komitesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde şirketin karşı karşıya kalabileceği risklere ilişkin raporlar hazırladığını da açıkladı.
Ekim 2025’te, 2026 yılının ilkbaharında ve 30 Haziran’da olmak üzere üç ayrı rapor hazırladığını belirten Alkin, son raporun 54 sayfa olduğunu söyledi.
Şirkete risk matrisi oluşturulmasını önerdiğini aktaran Alkin, yatırım fonlarından bir anda yüksek tutarlı para çıkışı yaşanması ihtimaline de dikkat çektiğini ileri sürdü.
“Tespit ettiğim riskler arasında, fonlardan bir anda yüksek miktarda para çıkışı olasılığına da dikkat çektiğim açıkça görülebilir” diyen Alkin, hazırladığı raporları savcılığa sunduğunu bildirdi.
“Bana Kâr Payı Veya Bonus Ödenmedi”
Şirketteki görevinden elde ettiği gelirlere de değinen Alkin, bağımsız yönetim kurulu üyeliği nedeniyle şirket kârından pay, jestiyon veya performans bonusu almadığını savundu.
Yalnızca yönetim kurulu üyeliği karşılığında huzur hakkı ödendiğini belirten Alkin, bu tutarın başlangıçta 79 bin TL olduğunu, enflasyon farkıyla son olarak 118 bin TL’ye yükseldiğini açıkladı.
Alkin, 2025 yılı genel kurul kararları ve kâr dağıtım kayıtlarının incelenmesi halinde şirket kazançlarından kimlerin yararlandığının görülebileceğini ifade etti.
“Beş Kez Mal Varlığı Beyannamesi Verdim”
Gazeteci Recep Erçin’e gönderdiği ek mesajda geçmişte üstlendiği kamu görevlerini hatırlatan Alkin, mal varlığının yıllardır resmi kayıtlarla takip edildiğini ileri sürdü.
Türkiye Varlık Fonu kurucu yönetim kurulu üyeliği, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Genel Sekreterliği, Halkbank Yönetim Kurulu üyeliği ve OECD nezdindeki büyükelçilik görevi dahil geçmişteki görevleri nedeniyle 2017’den bu yana beş kez mal varlığı beyannamesi verdiğini belirtti.
Geçmiş beyannameleriyle bugünkü mal varlığı arasında açıklanamayacak bir fark bulunmadığını savunan Alkin, MASAK, MKK ve SPK kayıtlarının incelenmesiyle bu durumun ortaya çıkacağını iddia etti.
“Sapla Samanın Birbirine Karıştığı Bir Soruşturmada Tutukluyum”
Hakkındaki suç duyurularında şirket içerisindeki görev ve yetki ayrımının dikkate alınmadığını öne süren Alkin, tutukluluk sürecinin kişisel itibarına zarar verdiğini söyledi.
“İtibarımın ayaklar altına alındığı, ağır bir onur mücadelesi verdiğim zor bir sürecin içinden geçiyorum” diyen Alkin, yaşananları şu sözlerle değerlendirdi:
“Ancak o kadar üzücü bir kargaşa yaşanıyor ki, her şey birbirine girmiş durumda.”
Bağımsız yönetim kurulu üyeliğinin ve hazırladığı risk raporlarının dikkate alınmadığını savunan Alkin, “Sap ile samanın birbirine karıştığı bir soruşturma sürecinin içerisinde tutukluyum” ifadelerini kullandı.
“Bunları Dile Getirmekten Bile Endişe Ediyorum”
Alkin, mektubunun son bölümünde hakkındaki suçlamalara yanıt vermenin yeni sorunlara yol açmasından endişe duyduğunu da dile getirdi.
“Vicdanlı, onurlu, dürüst bir insan olarak çile çekiyorum; tefekkür ediyorum kaderimizde bu da varmış” diyen Alkin, açıklamalarının kendisini daha zor bir sürecin içerisine sokabileceğinden kaygı duyduğunu belirtti.
Ailesine ve dostlarına teşekkür eden Alkin, hukuk, adalet ve hakkaniyetin galip geleceği günü beklemekten başka çaresi olmadığını ifade etti.






















