(The Turkish Post) – ABD merkezli teknoloji şirketi Marathon Fusion’ın, nükleer füzyon yöntemiyle cıvayı altına dönüştürmeye yönelik çalışmaları, altının geleceğine ilişkin yeni bir tartışma başlattı. Şirketin teorik hesaplamaları, gelecekte füzyon santrallerinde elektrik üretiminin yanı sıra altın da elde edilebileceğine işaret ediyor. Ancak bu yöntemin ticari ölçekte uygulanabildiği ve düşük maliyetle altın üretebildiği henüz kanıtlanmış değil.
Altın fiyatlarının uzun vadede nasıl etkileneceği sorusu da gündeme gelirken, uzmanlık gerektiren asıl mesele üretimin fiziksel olarak mümkün olup olmadığı kadar, ne kadara mal olacağı ve ne ölçekte gerçekleştirilebileceği.
Laboratuvarda üretilen altın, gerçek altın mı?
Marathon Fusion’ın üzerinde çalıştığı yöntemde, cıva atomlarının çekirdek yapısının nükleer tepkimeler yoluyla değiştirilmesi hedefleniyor. Şirketin araştırmasında, cıva-198 izotopunun yüksek enerjili nötronlarla etkileşime girmesi sonucunda oluşan cıva-197’nin bozunarak kararlı altın-197’ye dönüşmesi öngörülüyor.
Altın-197, doğada bulunan altının kararlı izotopudur. Bu nedenle yeterli saflıkta elde edilmesi hâlinde, nükleer yöntemle üretilen altın da kimyasal açıdan doğal altınla aynı element olacaktır.
Buradaki kritik ayrım, altının üretilebilmesi ile bu üretimin ekonomik açıdan uygulanabilir olması arasında. Bir elementi başka bir elemente dönüştürmek bilimsel olarak mümkün olsa da süreçte gereken enerji, ekipman, güvenlik önlemleri ve üretim maliyeti belirleyici rol oynuyor.
Yapay elmas örneği altın piyasası için de geçerli olabilir mi?
Laboratuvarda üretilen elmasların yaygınlaşması, değerli taş piyasasında önemli bir fiyat değişimine yol açtı. Euronews’in aktardığı verilere göre, laboratuvar üretimi elmasların toptan satış fiyatları 2015’ten bu yana yaklaşık yüzde 90-95 geriledi.
Bu örnek, altının da benzer bir dönüşüm yaşayıp yaşayamayacağı sorusunu gündeme getirdi. Ancak iki ürün arasında önemli farklar bulunuyor. Laboratuvar elmasları ticari ölçekte üretilirken, nükleer tepkimelerle altın elde edilmesinin büyük miktarlara ulaşması ve ekonomik hâle gelmesi henüz gösterilmiş değil.
Füzyon santrallerinde yılda tonlarca altın üretilebilir mi?
Marathon Fusion’ın 2025’te yayımladığı çalışmada, gelecekte kurulabilecek füzyon santrallerinin altın üretme potansiyeline ilişkin teorik hesaplamalar yer aldı. Şirket, bir gigavat termal güce sahip bir sistemin yılda yaklaşık iki ton altın üretebileceğini öngördü. Bazı haberlerde daha yüksek üretim senaryoları da gündeme getirildi.
Ancak bu rakamlar, bugün çalışan bir santralde elde edilmiş üretim sonuçları değil; gelecekteki sistemlere ilişkin hesaplamalar. Şirketin son deneyinde ne kadar altın ürettiği ve üretimin maliyeti de kamuoyuna açıklanmış değil.
Üstelik füzyonla elde edilen altının radyoaktif izotoplar içerebilmesi, ticari kullanımdan önce uzun süre bekletilmesini gerektirebilir. Bu durum, yöntemin ekonomik açıdan uygulanabilirliğini etkileyen önemli unsurlardan biri.
Altın fiyatları düşer mi?
Altının laboratuvarda üretilebilmesi, tek başına fiyatların düşeceği anlamına gelmiyor. Fiyatlar üzerinde etkili olabilecek temel unsur, teknolojinin ne kadar altın üretebildiği ve bu üretimin madencilik maliyetleriyle rekabet edip edemeyeceği.
Bugün altın arzının önemli bir bölümü madencilik faaliyetlerinden sağlanıyor. Üretimin büyük ölçekte ve ekonomik biçimde yapılması mümkün hâle gelirse piyasadaki toplam arz artabilir ve diğer koşullar sabitken fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşabilir.
Bununla birlikte altın fiyatları; merkez bankalarının alımları, yatırımcı talebi, jeopolitik riskler, faiz oranları, doların değeri ve enflasyon beklentileri gibi birçok etkene bağlı.
İddia henüz bağımsız olarak doğrulanmadı
Marathon Fusion, 21 Ekim’de cıvayı kararlı altına dönüştürdüğünü ve üretim hızında CERN’in rekorunu 10 kat aştığını ileri sürdü. Ancak şirketin altın üretimine ilişkin iddiası bağımsız olarak doğrulanmış değil. Açıklanan bilgiler, elde edilen altının miktarını, saflığını ve üretim maliyetini değerlendirmek için de yeterli değil.
Bu nedenle gelişme, altın piyasasında yakın zamanda büyük bir arz artışı yaşanacağı şeklinde yorumlanmamalı. Şimdilik asıl soru, bilimsel iddianın bağımsız biçimde doğrulanıp doğrulanamayacağı ve yöntemin gelecekte ticari ölçekte uygulanıp uygulanamayacağı.




















