(The Turkish Post) – KEMAL ALBAYRAK
Ulusal ve dinî bayramları kutlamak, geçmişimizi anmak elbette iyidir. Ancak dünle bugünü karşılaştırarak sorgulamak da gerekmez mi? Cumhuriyetin 103. yılını kutlarken “Ne idik, ne olduk?” sorusunu neden sormuyoruz?
Nevruz’da doğanın uyanışıyla birlikte barış, dayanışma ve ortak kader bilinci kutlanır. Cumhuriyetimizin 103 yıllık geçmişini de bugünüyle, eksileriyle ve artılarıyla değerlendiremez miyiz? Yalnızca geçmişimizle değil, diğer ülkelerle de karşılaştırarak Cumhuriyetin anlamını ve geleceğini sorgulasak olmaz mı?
Cumhuriyet, yalnızca rejim değişikliği değil, hayatın her alanında bir dönüşümdür. Peki, bu dönüşüm bugünlere nasıl yansıdı? Siyasi liderlerin kol kola yürümesi gündem olurken kötülüğün sıradanlaştığı bir ülkede huzur ve güven olabilir mi?
Vicdan ve merhametin sadakate dönüştüğü, millet egemenliğinin saray egemenliğine bırakıldığı bir yönetim Cumhuriyet olabilir mi?
Ekonomik soygunların, kurumsal çürümüşlüğün, hukuksuzluğun, adaletsizliğin ve kayırmacılığın hüküm sürdüğü; kamu mallarının kişisel çıkarlara dönüştürüldüğü bir ülkede hangi Cumhuriyeti kutlayacağız?
Hayek, “Kölelik Yolu” eserinde ekonomik kararların merkezi bir otoritede toplanmasının bireysel özgürlükleri nasıl yok ettiğini anlatır. Özgürlüklerin aşındığı, kariyer, rant ve şöhret uğruna fikirlerin satıldığı bir ülkede Cumhuriyetin 103 yıllık mirası bu mu?
Prof. Dr. Hayrettin İvgin’in, hanedan yönetiminden Cumhuriyete geçişin zorluklarını ve çekilen ıstırapları anlattığı makalesindeki miras böyle mi olacaktı? Doğuştan gelen üstünlüğü reddederek herkese eşit imkânlar sunan Cumhuriyetin değerlerini savunacak siyasal irade nerede?
Prof. Dr. Doğu Ergil’in şu sözü bugün de geçerli değil mi?
“Cumhuriyet, ülkenin bir kişiye ait olmadığının; demokrasi ise hiçbir kişinin vazgeçilmez olmadığının kabulüdür.”
Hukukun, adaletin ve özgürlüğün aşındığı bir ülkede Cumhuriyetin ve demokrasinin anlamı korunabilir mi?
Osman Aydoğan’ın 30 Ekim 2021 tarihli makalesinde uyardığı gibi; TBMM işlevini yitirirse, milletin adı etnik kimliğe indirgenirse, farklılıklar dışlanırsa, bağımsızlık ve laiklik zedelenirse, hukuk devleti yok edilirse Cumhuriyet ve demokrasi ayakta kalabilir mi?
Cumhuriyeti kutlamak, yalnızca geçmişi anmak değil, geleceği de düşünmektir. Nitelikli ve bilimsel eğitim, üretim, refah, fırsat eşitliği, özgürlük, adalet, saydamlık ve birlikte yaşama ahlakı Cumhuriyetin temel hedefleri olmalıdır.
Kurtuluş emek, kuruluş gayret ister. Cumhuriyeti yaşatmaksa akıl, bilim, hukuk, demokrasi ve ahlaklı yönetim gerektirir.
Cumhuriyeti kutlamak yetmez; onu yaşatmak ve sorgulamak gerekir.
Sahte yüzlerle, adaletsizlikle yapılan kutlamalar gösterişten öteye geçemez.























