Çarşamba, Ekim 28, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I Dünya Ekonomisinde Güç Dengesi Değişiyor

Dünya artık düşük faiz, ucuz enerji ve Batı merkezli üretim düzeninin aynı anda çalıştığı eski döneme dönmekte zorlanıyor. Çin ve Asya'nın ekonomik ağırlığı artarken Batı hâlâ güçlü fakat artık rakipsiz değil. İran savaşı ise bu değişimin yalnızca cephede değil, petrol piyasasından tahvillere, teknolojiden sermaye akımlarına kadar ekonominin her alanında hissedilebildiğini gösteriyor.

05/09/2026 14:09
Okuma süresi: 5 dk. okuma
A A
Suna Yaman yazdı I Dünya Ekonomisinde Güç Dengesi Değişiyor
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Suna Yaman

Suna Yaman

341 köşe yazısı

(The Turkish Post) – SUNA YAMAN 

Küresel piyasalarda son günlerde yaşanan tahvil satışları, ilk bakışta faiz ve enflasyon tartışmasının ötesine geçmeyen teknik bir finans gelişmesi gibi görünebilir. Ancak tablo biraz daha yakından incelendiğinde çok daha büyük bir dönüşümün işaretleri ortaya çıkıyor. ABD, İngiltere, Almanya ve Japonya gibi gelişmiş ekonomilerde uzun vadeli tahvil faizlerinin yükselmesi, yalnızca yatırımcıların gelecek aylardaki faiz beklentilerini değiştirdiğini göstermiyor. Aynı zamanda dünyanın en büyük ekonomilerinin eskisi kadar rahat ve ucuz biçimde borçlanamadığı bir döneme girildiğine işaret ediyor.

Eylül ayının ilk günlerinde küresel tahvil satışları yeniden hızlandı. ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvilinin getirisi yüzde 4,8’e yaklaşırken Japonya’da 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3 seviyesini aştı. İngiltere ve Almanya’da da uzun vadeli getiriler yılların en yüksek seviyelerine çıktı. Petrol fiyatlarının İran savaşı nedeniyle yeniden yükselmesi, enerji kaynaklı enflasyon korkularını güçlendirirken tahvil piyasasındaki baskıyı daha da artırdı.

Fakat burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta, bütün bu hareketliliği İran savaşına bağlamanın eksik kalması. Savaş, zaten birikmiş sorunları görünür hale getiren katalizör görevi görüyor. Yüksek kamu borçları, bütçe açıkları, artan savunma harcamaları, enerji maliyetleri ve merkez bankalarının enflasyonla mücadelesi aynı anda devreye girince devletlerin borçlanma maliyeti yükseliyor.

Üstelik artık devletler sermaye için tek başına yarışmıyor. Yapay zekâ yatırımları da küresel sermayeye yönelik talebi olağanüstü biçimde artırıyor. Büyük teknoloji şirketleri veri merkezleri, çipler ve enerji altyapısı için yüz milyarlarca dolarlık yatırımlar yaparken bu yatırımların önemli bölümü borçlanmayla finanse ediliyor. Reuters’ın son analizinde de ABD’deki kamu borçlanmasıyla yapay zekâ altyapısına yönelik özel sektör yatırımlarının aynı anda sermaye talebini artırmasının faizler üzerinde yapısal baskı oluşturduğu belirtiliyor.

Bu nedenle bugün yaşananları yalnızca “İran savaşı petrolü pahalılaştırdı, faizler yükseldi” şeklinde okumak yetersiz kalıyor. Daha büyük hikâye, uzun süredir ucuz para ve düşük faizlerle çalışan küresel ekonomik düzenin giderek daha pahalı hale gelmesi. Burada işin jeopolitik tarafı da devreye giriyor.

Yaklaşık üç yüzyıl boyunca Batı’nın küresel üstünlüğünün temelinde askeri güç kadar ekonomik ve teknolojik üstünlük bulunuyordu. Sanayi Devrimi’nden itibaren Avrupa, ardından ABD dünya ekonomisinin merkezinde yer aldı. Sermaye, teknoloji, üretim ve finans büyük ölçüde Batı’nın kontrolünde gelişti. Ancak son yıllarda bu üstünlüğün özellikle Asya karşısında aşındığı artık çok daha somut biçimde görülüyor.

Çin bunun en güçlü örneği. Elektrikli araçlar ve batarya teknolojisi bu dönüşümün en çarpıcı alanlarından biri. Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre Çin 2025’te küresel batarya hücresi üretiminin yüzde 80’inden fazlasını gerçekleştirdi. Çinli şirketlerin elektrikli otomobil bataryalarındaki küresel payı da yaklaşık yüzde 75’e ulaştı. Daha da önemlisi, Çin yalnızca batarya üretmiyor; bataryaların hammaddelerinin işlenmesi ve kritik bileşenlerin üretiminde de olağanüstü bir yoğunluğa sahip.

Bu tablo otomotiv sektöründeki sıradan bir rekabetten çok daha önemli. Çünkü elektrikli araç, batarya, yapay zekâ, çip ve enerji depolama teknolojileri önümüzdeki yılların sanayi altyapısını oluşturacak. Bugün bu alanlarda kim üretim kapasitesine ve tedarik zincirine hâkimse, geleceğin ekonomik gücünün önemli bölümünü de elinde tutacak.

Dolayısıyla Batı’nın karşı karşıya olduğu sorun yalnızca Çin’in daha fazla otomobil satması değil. Daha temel mesele, üretimin bilgi ve teknoloji yoğun bölümlerindeki üstünlüğün giderek Asya’ya kayması.

Fakat buradan “Batı çöktü” sonucunu çıkarmak da aynı ölçüde yanlış olur. ABD’nin finansal gücü, doların küresel rolü, teknoloji şirketleri, üniversiteleri, sermaye piyasaları ve askeri kapasitesi hâlâ olağanüstü büyük. Avrupa’nın ekonomik ağırlığı da ortadan kalkmış değil. Bugünkü değişim daha çok dünyanın tek merkezli bir ekonomik sistemden çok merkezli bir sisteme doğru ilerlemesiyle ilgili.

İran savaşı bu dönüşümü hızlandıran gelişmelerden biri haline geliyor. Petrol fiyatlarının yükselmesi yalnızca tüketicinin enerji faturasını artırmıyor. Aynı zamanda merkez bankalarının önündeki alanı daraltıyor. Enerji pahalılaştığında enflasyon yeniden yükseliyor, enflasyon yükseldiğinde faiz indirimi zorlaşıyor, faizler yüksek kaldığında ise zaten ağır borç yükü taşıyan devletlerin finansman maliyeti artıyor.

Bu döngü özellikle ABD açısından kritik. ABD Hazine piyasası dünyanın finans sisteminin temel referans noktalarından biri. Dolayısıyla Amerikan tahvillerindeki faiz artışı yalnızca Washington’un daha fazla faiz ödemesi anlamına gelmiyor. Mortgage kredilerinden şirket finansmanına kadar küresel ölçekte borçlanma maliyetlerini etkiliyor.

Üstelik yapay zekâ yatırımları nedeniyle özel şirketlerin de piyasadan büyük miktarda kaynak çekmesi, devletlerin borçlanma ihtiyacıyla aynı döneme denk geliyor. Böylece kamu ve özel sektör aynı sermaye havuzuna yöneliyor. Bu da “sermaye artık eskisi kadar ucuz değil” mesajını güçlendiriyor. Türkiye açısından ise asıl soru, Batı’nın gerilemesinden kimin faydalanacağı değil. Türkiye’nin bu yeni düzen içinde hangi ekonomik kapasiteyle yer alacağı.

Çünkü küresel güç dengesi değişirken yalnızca jeopolitik konum yeterli olmayacak. Elektrikli araçta batarya teknolojisi, yapay zekâda hesaplama kapasitesi, çip üretimi, savunma teknolojileri, enerji ve yüksek katma değerli sanayi belirleyici olacak. Türkiye’nin Avrupa ile yakın ekonomik ilişkileri ve Asya, Orta Doğu ile bağlantıları önemli avantajlar sağlayabilir. Ancak bu avantajların ekonomik güce dönüşebilmesi için teknoloji ve üretim kapasitesinin de aynı hızla geliştirilmesi gerekiyor.

Bu nedenle dünyada Batı’nın ağırlığının azalması otomatik olarak Türkiye’nin yükselmesi anlamına gelmiyor. Tam tersine, yeni dönemde ülkeler arasındaki rekabet daha da sertleşebilir. Avrupa kendi sanayisini korumaya, ABD Çin’in teknolojik yükselişini sınırlamaya, Çin ise küresel tedarik zincirlerindeki ağırlığını artırmaya çalışıyor.

Türkiye’nin önündeki fırsat tam da bu rekabetin ortasında ortaya çıkıyor. Avrupa’nın Çin’e olan bağımlılığını azaltmak istemesi, Türkiye’nin Avrupa tedarik zincirlerinde daha önemli bir üretim merkezi haline gelmesi için alan açabilir. Ancak bunun gerçekleşmesi için yalnızca coğrafi yakınlık yeterli olmayacak; teknoloji, enerji maliyeti, finansmana erişim, hukuk, eğitim ve üretkenlik gibi alanlarda rekabet gücünün artırılması gerekecek.

Küresel tahvil piyasasındaki son sarsıntının asıl önemi de burada ortaya çıkıyor. Yaşananlar geçici bir finansal dalgalanma olabilir. Petrol fiyatları düşebilir, tahvil faizleri yeniden gerileyebilir ve merkez bankaları daha gevşek politikalara dönebilir. Fakat bunun arkasındaki daha büyük eğilimleri görmezden gelmek zor.

Dünya artık düşük faiz, ucuz enerji ve Batı merkezli üretim düzeninin aynı anda çalıştığı eski döneme dönmekte zorlanıyor. Çin ve Asya’nın ekonomik ağırlığı artarken Batı hâlâ güçlü fakat artık rakipsiz değil. İran savaşı ise bu değişimin yalnızca cephede değil, petrol piyasasından tahvillere, teknolojiden sermaye akımlarına kadar ekonominin her alanında hissedilebildiğini gösteriyor.

Dolayısıyla bugün tahvil piyasasında yaşanan sarsıntı belki de geleceğin daha büyük hikâyesinin küçük bir fragmanı. Mesele yalnızca faizlerin nereye gideceği değil. Dünyanın ekonomik merkezinin nereye doğru kaydığı ve bu yeni düzenin hangi ülkeleri kazanan, hangilerini kaybeden konumuna getireceği.

Etiketler: değişiyorDengesidünyaekonomisindegüçslider-mansetSunaYaman
Paylaş1Tweet1PaylaşGönderTara
Suna Yaman

Suna Yaman

Önerilen Haberler

Oğlu Can Akaş’ı kaybetmişti: Cem Akaş’tan da acı haber
Gündem

Oğlu Can Akaş’ı kaybetmişti: Cem Akaş’tan da acı haber

Vergiye tabi gelir dilimleri yeniden belirlendi… Çalışana yeni şok!
Özel Haber

Mehmet Eren yazdı I Esnafın vergi yükü ağırlaşıyor: Hazine Bakanlığı’ndan taksitlendirme beklentisi

Fon soruşturmasında 42 kişi, 46 şirket ve 18 fon hakkındaki mal varlığı tedbirleri kaldırıldı
Gündem

Fon skandalını yazan Yeni Şafak GYY Likoğlu: “Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı” diyenler varmış

Arif Ahmet Denizolgun’un mezarı açılıyor
Gündem

Arif Ahmet Denizolgun’un doktoru Nurettin Demirkol’a hapis cezası

Popüler Haberler

Vali yardımcısının intiharı ile ilgili yasak aşk iddiası

Vali yardımcısının intiharı ile ilgili yasak aşk iddiası

Beyaz TV’ye jandarma baskını iddiası

Beyaz TV’ye jandarma baskını iddiası

“Süt karşılığı yem” uygulayan 39 firma hakkında soruşturma

Çiğ süte zam geliyor, süt ürünlerine de zam gündemde

Sibel Can ve Emir Sarıgül Marmaris’te evleniyor!

Sibel Can’la evlilik hazırlığı yapıyordu, tutuklandı!

Başörtüsü yasağını eleştiren Muhammed Emin Yıldırım gözaltına alındı

Başörtüsü yasağını eleştiren Muhammed Emin Yıldırım gözaltına alındı

Özel okul öğretmeni fuhuş ve uyuşturucudan tutuklandı

Özel okul öğretmeni fuhuş ve uyuşturucudan tutuklandı

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Oğlu Can Akaş’ı kaybetmişti: Cem Akaş’tan da acı haber

Oğlu Can Akaş’ı kaybetmişti: Cem Akaş’tan da acı haber

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Koray Aydın’ın istifası ve erken seçim…

Tolga Yavaş yazdı I Sandık yetmez, güvence gerekir

Vergiye tabi gelir dilimleri yeniden belirlendi… Çalışana yeni şok!

Mehmet Eren yazdı I Esnafın vergi yükü ağırlaşıyor: Hazine Bakanlığı’ndan taksitlendirme beklentisi

Fon soruşturmasında 42 kişi, 46 şirket ve 18 fon hakkındaki mal varlığı tedbirleri kaldırıldı

Fon skandalını yazan Yeni Şafak GYY Likoğlu: “Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı” diyenler varmış

Arif Ahmet Denizolgun’un mezarı açılıyor

Arif Ahmet Denizolgun’un doktoru Nurettin Demirkol’a hapis cezası

Bilal Erdoğan: Yoksulluk nedeniyle çocuk yapılmıyor diyorlar, zenginler de yapmıyor

Bilal Erdoğan: 21’inci yüzyılın çocuklarına kadim ruhu aktarmak durumundayız

MHP’li meclis üyesi cinayetinde yasak aşk iddiası

MHP’li meclis üyesi cinayetinde yasak aşk iddiası

“Süt karşılığı yem” uygulayan 39 firma hakkında soruşturma

Çiğ süte zam geliyor, süt ürünlerine de zam gündemde

Başörtüsü yasağını eleştiren Muhammed Emin Yıldırım gözaltına alındı

Başörtüsü yasağını eleştiren Muhammed Emin Yıldırım gözaltına alındı

“Emniyet Genel Müdürü görevden alınacak” iddiası

Emniyette terfi krizi: Rütbeler mahkeme kararıyla alınıyor

Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği’ne Yusuf Akın atandı

Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği’ne Yusuf Akın atandı

Oğlu Can Akaş’ı kaybetmişti: Cem Akaş’tan da acı haber

Oğlu Can Akaş’ı kaybetmişti: Cem Akaş’tan da acı haber

Düzenleme yapılmazsa 4 milyon emekli sıfır zam alacak!

Erdoğan’ın emekli maaşı açıklamasına uzman uyarısı: 7 milyon kişi taban aylıkta eşitlenebilir

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Oğlu Can Akaş’ı kaybetmişti: Cem Akaş’tan da acı haber
  • Tolga Yavaş yazdı I Sandık yetmez, güvence gerekir
  • Mehmet Eren yazdı I Esnafın vergi yükü ağırlaşıyor: Hazine Bakanlığı’ndan taksitlendirme beklentisi
  • Fon skandalını yazan Yeni Şafak GYY Likoğlu: “Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı” diyenler varmış

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.