(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşen TSK’ya ait C-130E uçağının 20 askerin ölümüne yol açması, Türkiye’nin askeri nakliye filosunun yaşını, bakım süreçlerini ve soruşturmanın şeffaflığını yeniden tartışmaya açtı. Milli Savunma Bakanlığı 12 Kasım itibarıyla tüm C-130 uçuşlarını tedbir amaçlı durdururken, kamuoyunda “Bu kazanın gerçek nedeni açıklanacak mı?” sorusu giderek daha gür bir sesle soruluyor.
ESKİ FİLOYA BAĞIMLILIK TARTIŞILIYOR
Türkiye’nin C-130 filosu büyük ölçüde 1960’lı ve 70’li yıllarda üretilmiş uçaklardan oluşuyor. En son 1991 yılında TSK envanterine yeni bir C-130 girdi; Suudi Arabistan’dan ikinci el olarak alınan uçaklar ise daha da eski. Gürcistan’da düşen uçak, 1968 üretimi bir C-130E’ydi. Tam 57 yıldır uçuyordu. Bu uçak 2010’da Suudi Arabistan tarafından hizmet dışına çıkarılmış, Türkiye tarafından “acil ihtiyaç” kapsamında satın alınmıştı. Bu tablo, özellikle Avrupa’daki modernizasyon eğilimleriyle keskin bir tezat oluşturuyor.
AVRUPA ORDULARI C-130’LARI YENİLİYOR, TÜRKİYE ESKİ FİLOYA DEVAM EDİYOR
Avrupa’da C-130 kullanıcıları son 15 yılda kapsamlı modernizasyon programları yürütürken Türkiye’nin hâlâ 1960’ların ve 1970’lerin uçaklarını modernizasyonla ayakta tutmaya çalışması dikkat çekiyor. İngiltere, C-130K filosunu yıllar önce emekliye ayırdı; C-130J modellerini ise 2023 itibarıyla büyük ölçüde hizmet dışına çıkardı. Fransa, Almanya, Belçika ve Danimarka modern C-130J ve C-130J-30 modellerini ortak bir filo olarak kullanıyor. İtalya tüm filosunu C-130J standardına taşıdı. Norveç ve Hollanda da eski C-130H uçaklarını yenileyerek hem uçuş saatlerini hem de teknik riskleri önemli ölçüde azalttı. Avrupa genelinde C-130H ve C-130E gibi eski varyantlar, artan güvenlik riskleri nedeniyle artık neredeyse tamamen hizmet dışına alınmış durumda. Buna karşın Türkiye’nin yarım asrı aşmış uçakları hâlâ görevde tutması, özellikle kazanın ardından yapılan teknik değerlendirmelerde sıkça eleştirilen bir konu haline geldi.
KAZANIN ARDINDAN SORUŞTURMA ŞEFFAFLIĞI TARTIŞMA YARATTI
MSB, inceleme tamamlanana kadar uçuşların durdurulduğunu açıkladı ancak kazaya ilişkin teknik bulgular kamuoyu ile paylaşılmadı. Uçağın 8 bin metre yükseklikte “havada parçalandığı” iddiaları da net biçimde doğrulanmadı veya yalanlanmadı. Aileler, uzmanlar ve emekli askerler soruşturmanın kapalı yürütülmesinden rahatsız. “Uçak bu yaşta nasıl uçuyordu?” sorusu, yanıt bekleyen ana başlık olmaya devam ediyor.
‘UÇAN TABUT’ TEPKİSİ: “CUMHURBAŞKANI YA DA BAKAN BU UÇAĞA BİNER Mİ?”
Eski milletvekili ve bürokrat Rifat Serdaroğlu, kazanın ardından sert bir çıkış yaptı.
C-130’lar için kullandığı “Uçan tabut” ifadesi kamuoyunda geniş yankı buldu. Serdaroğlu şu soruyu gündeme taşıdı: “Bu uçağa Cumhurbaşkanı ya da Savunma Bakanı biner mi?” Bu çıkış, filonun yaşına dair eleştirileri siyasi düzeyde de keskinleştirdi. Bu çıkış aynı zamanda, yıllardır gündeme gelen fakat sonuç alınamayan “eski envanter–yüksek risk” sorununu yeniden görünür kılıyor. Askerî kaynaklar geçmişte de bu modellerin ömrünü uzatmak için yapılan modernizasyonların “kök sorunu çözmediğini” vurgulamıştı.
AVRUPA’DA ŞEFFAF SORUŞTURMALAR, TÜRKİYE’DE KAPALI DOSYALAR
Avrupa ordularında benzer kazalarda yürütülen süreçler açık, takip edilebilir ve kamuoyu denetimine açık bir yapıya sahip. Kara kutu çözümlemeleri gün gün paylaşılır, teknik raporlar gecikmeden kamuya açıklanır ve bakım süreçleri genellikle bağımsız kurumlar tarafından denetlenir. İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde yaşanan Hercules kazaları, parlamentoya sunulan ayrıntılı raporlarla soruşturuldu; Fransa’da 2019’da meydana gelen askeri helikopter kazası geniş çaplı kamu denetimiyle ele alındı. Gürcistan’da düşen C-130’la ilgili Türkiye’de ise durum oldukça farklı. Bakım sürecine dair bilgiler, uçuş öncesi arıza kayıtları ve uçuş emniyeti raporlarına ilişkin hiçbir detay kamuoyuyla paylaşılmadı. Soruşturmanın kapalı yürütülmesi hem ailelerde hem uzmanlarda ciddi soru işaretlerine yol açıyor.
YENİ C-130J’LER UMUT MU, YENİ TARTIŞMALARIN KAYNAĞI MI?
Türkiye, Ekim ayında İngiltere’den 12 adet C-130J satın alacağını duyurdu.
Ancak uçakların kullanılmış olduğu iddiaları ve Türkiye’ye teslim edilmeden önce “geniş kapsamlı bakım gerektiği” açıklaması, alımın şeffaflığı ve teknik yeterliliği konusunda yeni soru işaretleri oluşturdu.
ESKİ FİLOYLA YOLA DEVAM ETMENİN BEDELİ AĞIRLAŞIYOR
Gürcistan’da yaşanan kaza, TSK’nın ağır nakliye filosunun geleceğiyle ilgili daha sert bir tartışmayı gündeme taşıdı. Avrupa ülkeleri modern platformlara yönelirken Türkiye’nin hâlâ 50-60 yıllık uçakları uçurması, teknik olduğu kadar siyasi bir tercih olarak görülüyor.























