Salı, Ekim 27, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Fatma Zehra Fidan yazdı I Devlet KHK’lılarla da barışırsa…

Kritik günlerden geçiyoruz; barış süreci bağlamında gündemde olan af düzenlemeleri bütün boyutlarıyla tartışılıyor ve nasıl somutlaşacağı merak ediliyor. Bugünkü yazımın konusu, af söz konusu olduğunda kapsam alanına girmesi iktidar erki tarafından kabul görmeyen KHK’lılar.

05/11/2025 10:11
Okuma süresi: 6 dk. okuma
A A
Fatma Zehra Fidan yazdı I Devlet KHK’lılarla da barışırsa…
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Fatma Zehra Fidan

Fatma Zehra Fidan

60 köşe yazısı

(The Turkish Post) – FATMA ZEHRA FİDAN 

Kritik günlerden geçiyoruz; barış süreci bağlamında gündemde olan af düzenlemeleri bütün boyutlarıyla tartışılıyor ve nasıl somutlaşacağı merak ediliyor. Bugünkü yazımın konusu, af söz konusu olduğunda kapsam alanına girmesi iktidar erki tarafından kabul görmeyen KHK’lılar.

KHK üç harfi, Türkiye’nin son on yıllık dönemine damgasını vuran benzersiz bir hukuksuzluk sürecine ve bu sürecin yarattığı yıkıma tekabül ediyor. Yasalara göre suç sayılmayan bazı kriterlerle terörist ilan edilen, toplum dışına itilen, sosyal ve fiziksel yaşam hakları gasp edilen bir kitleden söz ediyoruz.

Yasalar ülkelerin trafik işaretleridir. Hukukçu Levent Mazılıgüney’in işaret ettiği gibi, yeşil ışık söz konusu eylemin yasal, kırmızı ışık ise yasal olmadığını işaretler. Bu durumda yeşil ışıkta karşıdan karşıya geçmek hem görev hem de haktır. Aristoteles’in akıl ilkelerine göre, bir şey aynı anda ve durumda hem beyaz (A) hem de beyaz olmayan (A’) olamaz. Aksi iddia edildiğinde mantık ilkelerine ters hareket edilmiş olur.

KHK mağdurlarının son on yıldır yokluğa mahkûm edilmesine gerekçe gösterilen faaliyetler, yasaların yeşil ışık yaktığı konulardan oluşuyor. Bu durumda yasa koyucu kendi kurallarını ihlal ederek yurttaşını en büyük cürmü işlemekle cezalandırdığında hem akıl ilkelerine aykırı davranmış hem de yurttaşına zulmetmiş oluyor.

Bu, yıllardır devlet yetkililerine, siyasilere ve toplama anlatmaya çalıştığımız bir kaos, zulüm, soykırım. Adına ne derseniz deyiniz.

Ancak son bir yıldır yüce devletimiz bugüne kadar olduğundan daha insaflı, merhametli, anlayıcı ve demokrat olmaya karar verdi. Bu kararın somut tecellisini henüz göremesek de Türkiye’nin yaklaşık son elli yılına damga vuran PKK terör örgütü ile karşılıklı uzlaşmaya anlaşamaya barışmaya yöneldi. Silah bırakanların affedileceği, üstelik yapıp ettiklerinden pişman olan bu kitleyi toplumsal hayata entegre etmek için gereken her şeyin yapılacağı söylendi.

Bu, Türkiye tarihinde bir dönüm noktası. Barışın, başka bir deyişle savaşın sona ermesinin yalanına bile dört elle sarılarak süreci destekleyenlerin içinde yer alıyorum. Çünkü savaşın galibi yok; her iki tarafta da içine ateş düşen evler, yaslı insanlar, insan yüreklerinde tüten buram buram acılar söz konusu. TSK tarafından kayba uğrayanlarla PKK tarafından kayba uğrayanlar omuz omuza “yeter ki barış olsun” diye temeli pek görülmeyen bir umut ve tekinsiz duygularla beklemedeler.

Yaşanan çalkantılı olaylar nedeniyle toplumun büyük çoğunluğunun yorgun düştüğü boynu bükük ülkemde olanlar, başka hangi coğrafyada olabilir diye merak bile etmiyoruz.

Yüce devlet erkanı, yeşil ışıkta geçme hak ve sorumluluğunu yerine getiren masum yurttaşlarını terörist olarak yaftaladı ya, bu yaftayı kaldırmak istemiyor. Gerekçe olarak da “bu dört harfli teröristlerin” silah bırakmadığını, bahse konu uygulamanın ise sadece silah bırakanlara özgü olduğunu gösteriyor.

Bunları yazarken bünyemi saran utanca benzeyen ama tam olarak isim veremediğim garip duyguya engel olamıyorum; bunları ülkem dışından birileri okursa ne yaparız?

Yine de meramımı anlatmaya devam ediyorum.

Yüce devlet yetkililerinin bu sorunsalını anlayamayan KHK mağdurları ise şaşkın. Edepli bir tavırla, “Hayatımız boyunca gerçek bir silah görmedik, sırf bırakmak için silah mı edinelim?” diye soruyorlar. Ne de olsa uslu çocuklar babalarına karşı ses yükseltmez, ona dizinin hizasından yukarıdan bakamaz…

***

Bu distopik anlatıyı burada keserek KHK’lı kitleden birkaç bilgi aktarmak istiyorum. Belki kazara bu konularla uğraşan siyasilerden biri okur da başı göğe erişir.

Yasal olmayan ancak maharetle yasallaştırılan suçlarla sosyal bir soykırıma uğrayan KHK mağdurlarından on yıldır

-İnsan veya hayvan öldüren,
-Hırsızlık yapan,
-Gerek içici gerek satıcı olarak uyuşturucu işine karışan,
-Tecavüz, gasp gibi suçlara bulaşan,
-Yakıp yıkan, bir yerleri bir şekilde basıp işgal etmeye yönelen ÇIKMADI.

Bu insanlar sokağa çıkıp gösteri yapamadı. 1 Mayıs etkinliklerinde bile ellerine bir pankart veremedik, parmak uçlarıyla tutmaya çalıştıkları pankartlar ellerinden yere düştü.

Aile üyeleri, yakın akrabaları, dost ve arkadaşları kendilerine sırt çevirmişti, bu yüzden kimselere dert dökemeyip içlerine gömüldüler. Sokaklarda pankart taşıyıp gösteri yapamadılar ama acılarını içlerine höykürdüler. Sessizliğin gücünü kendinden alan bir tazyiki vardır; içine seslenmekten kanser olup sapır sapır öldü binlercesi.

Sayısını bilemediğimiz kadarı (bilebildiğimiz en az 140 kişi) kendi canına kıydı. Bu insanlar canına kıymaya giderken yolda karşısına çıkan karıncaların üstüne basmamaya özen göstererek yürüdüler bence. Çünkü onlar baba bildikleri yüce devlet tarafından “terörist” olarak suçlandıklarında çoktan bambaşka bir iklime geçmişlerdi. Platon’un idealar dünyası diye adlandırdığı frekans olabilir bu menzil. Aşağılarda duran bedenlerini alıp hiç düşünmeden o dünyaya götürdüler.

Koskoca ağır ceza hakimleri sokaklarda zeytin sattı, profesörler pazarda soğan. Mühendisler bir lokma ekmek parası kazanmak için ameleliğe koştu; kimisi inşaattan düştü, kimisi farklı iş kazalarında öldü. Kendi alanlarında uzmanlaşmak için yıllarca eğitim gören bu kişiler, evlere ofislere temizliğe gittiler, dağlarda koyun güttüler. Bu işleri de en iyi şekilde yaptılar, ama alınlarına kazınan KHK üç harfi nedeniyle bu işlerde de emekleri sömürüldü, hak ettiklerinin ancak yarısını alabildiler.

Yine de gıkları çıkmadı.

Böyle bir kitleyi AF çerçevesine almayı uygun bulmayan devlet erkanının gerekçeleri nedir bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey bu kadar sıra dışı bir rezaletin mucitlerinin ve uygulayıcılarının -bundan dönmedikleri taktirde- iflah olmayacaklarıdır. Bunun bilimsel veya metafiziksel kanıtlarını sunmaya gerek yoktur. Sadece suret bakımından bile insan olmak, bu işin böyle sonuçlanacağını bilmek için yeterlidir.

***

Yüce devlet yetkilileri “artık bunların canına okuduğumuz yeter, haklarını teslim edelim” derlerse olacak olanlara kısaca işaret edeyim.

Baba bildikleri devlet, ana bildikleri Anadolu halkı tarafından bu denli korkunç bir tecavüze maruz kalan KHK’lı kitle devletine küsse ve ona olan güvenini kaybetse de zihinlerindeki kutsal devlet algısı büyük ölçüde yerli yerinde durmaktadır. Bu yaraların mutlak tedavisi ve olanların tam telafisi mümkün değildir. Ancak bu kitlenin hayata döndürülmesi, emeklerinden ve uzmanlıklarından faydalanma yolunun açılması mümkündür. Bunu yüce devlet erkanı deneyerek görebilir. Bunu tek örnekle açıklayabilirim:

İntihar eden KHK’lı kişi yakınlarıyla ilgili çalışmama katılan bir katılımcımdan söz edeceğim. Karısı biri bebek üç çocuğunu geride bırakıp intihar etmişti. Bu acılı eş, ailesiyle birlikte yaşamaya başladı ve üç sene boyunca çocuklarının bakım görümüyle uğraştı. Bebeğin mamasını yedirdi, bezini değiştirdi, diğer ikisini okula götürüp getirdi. Onda, diğer katılımcılarımda görmediğim bir iyilik hâlini fark etmiştim. “Şimdilerde nasılsınız, neler yapıyorsunuz?” dedim. Mahcup bir ifadeyle açıkladı:

Yüce devlet intihar eden eşini ve kendisini işine geri döndürmüştü. “Kendi işimde çalışmak pek çok problemi kendiliğinden çözdü” dedi ve devam etti. “Çocuklarıma ‘baban ne iş yapıyor?’ dediklerinde utanmadan mesleğimi söylüyorlar. ‘Babam evde çocuk bakıyor veya sokakta patates satıyor veya işsiz’ demiyorlar. Bu durum onları çok rahatlattı. Çocuklar başlangıçta annelerinin normal yolla öldüğünü biliyorlardı, sonra pedagog eşliğinde rahmetli eşimin zihinsel travması olduğunu ve öyle öldüğünü anlattık. Böylece çocuklarımda aşırı bir yara açılmamasını sağladık. Ayrıca işime dönünce yeniden evlendim, yeni eşim çok merhametli birisi çıktı. Onun yıllarca çocuğu olmamış, çocuk hasreti varmış, benimle evlenince Allah lütfetti, bir çocuğumuz daha oldu. Şimdi bütün çocuklarıma şefkatli bir anne.”

Katılımcım ulaştığı bu durumu gözyaşlarıyla şükrederek anlatıyordu.

Çok sevdiği eşini dramatik bir yolla kaybeden bir kişi bile işe dönmeyle hayatını bu seviyeye getirebiliyorsa başka söze gerek yoktur.

Yüce devlet yetkililerine çağrımızdır:

15 T darbe girişiminde dahli olmadığı halde hâlâ cezaevinde tutulan bütün masumlar hemen salıverilmeli, bütün KHK mağdurları derhal işine başlatılmalı ve bütün hakları iade edilmelidir. Ayrıca dört harfli nefret söylemi literatürden silinerek iade-i itibar yapılmalıdır.

Bizden söylemesi.

Etiketler: DEVLETkhkÜst Manşet
Paylaş10Tweet7PaylaşGönderTara
Fatma Zehra Fidan

Fatma Zehra Fidan

Önerilen Haberler

Cengiz İzol yazdı I Toplumsal barış neden her zamankinden daha önemli?
Köşe Yazarı

Cengiz İzol yazdı I Toplumsal barış neden her zamankinden daha önemli?

Suna Yaman yazdı I Brezilya’da Lula kazandı, Sırbistan’da öğrenciler iktidarı devirdi
Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I Brezilya’da Lula kazandı, Sırbistan’da öğrenciler iktidarı devirdi

Vergiye tabi gelir dilimleri yeniden belirlendi… Çalışana yeni şok!
Özel Haber

Mehmet Eren yazdı I Esnafın vergi yükü ağırlaşıyor: Hazine Bakanlığı’ndan taksitlendirme beklentisi

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında şarkıcı Nil Özalp gözaltına alındı
Haber Yorum

Halim Yılmaz yazdı I Basına engel var, ama yazıyı ilk yayımlayan İsmail Saymaz’a neden yok?

Popüler Haberler

Vali yardımcısının intiharı ile ilgili yasak aşk iddiası

Vali yardımcısının intiharı ile ilgili yasak aşk iddiası

Beyaz TV’ye jandarma baskını iddiası

Beyaz TV’ye jandarma baskını iddiası

Sibel Can ve Emir Sarıgül Marmaris’te evleniyor!

Sibel Can’la evlilik hazırlığı yapıyordu, tutuklandı!

Cengiz İzol yazdı I İnsan insanın rengini alır: İyiliği çoğaltmak

Cengiz İzol yazdı I İnsan insanın rengini alır: İyiliği çoğaltmak

Özel okul öğretmeni fuhuş ve uyuşturucudan tutuklandı

Özel okul öğretmeni fuhuş ve uyuşturucudan tutuklandı

Fon soruşturması kapsamında Altınbaş ailesinin mal varlıkları donduruldu

Fon soruşturması kapsamında Altınbaş ailesinin mal varlıkları donduruldu

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Emir Sarıgül 45 yaşında dede oluyor

Emir Sarıgül itirafçı mı oldu?

Öcalan çağrısından sonra ilk baş başa görüşme

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Bahçeli arasında 1 saat 10 dakikalık görüşme

Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği’ne Yusuf Akın atandı

Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği’ne Yusuf Akın atandı

Osman Korkut Kanadoğlu hakkında başsavcılık soruşturma başlattı

Osman Korkut Kanadoğlu hakkında başsavcılık soruşturma başlattı

“Emniyet Genel Müdürü görevden alınacak” iddiası

Emniyette terfi krizi: Rütbeler mahkeme kararıyla alınıyor

“Süt karşılığı yem” uygulayan 39 firma hakkında soruşturma

Çiğ süte zam geliyor, süt ürünlerine de zam gündemde

Başörtüsü yasağını eleştiren Muhammed Emin Yıldırım gözaltına alındı

Başörtüsü yasağını eleştiren Muhammed Emin Yıldırım gözaltına alındı

“Süt karşılığı yem” uygulayan 39 firma hakkında soruşturma

Çiğ süte zam geliyor, süt ürünlerine de zam gündemde

Bacağı kesilen 73 yaşındaki Abdullah Tırpan cezaevinde hayatını kaybetti

Bacağı kesilen 73 yaşındaki Abdullah Tırpan cezaevinde hayatını kaybetti

“Emniyet Genel Müdürü görevden alınacak” iddiası

Emniyette terfi krizi: Rütbeler mahkeme kararıyla alınıyor

Sarıgül hakkındaki tecavüz iddiaları ile ilgili ilk kez konuştu

Sarıgül hakkındaki tecavüz iddiaları ile ilgili ilk kez konuştu

Ölüm tehdidi alan Afşin Hatipoğlu: Bir süre paylaşım yapmayacağım

Ölüm tehdidi alan Afşin Hatipoğlu: Bir süre paylaşım yapmayacağım

Fon soruşturmasında ‘gizli’ belgeleri paylaşanlara adli soruşturma

Fonlar hakkındaki kanun, Resmi Gazete’de yayımlandı

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Emir Sarıgül itirafçı mı oldu?
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Bahçeli arasında 1 saat 10 dakikalık görüşme
  • Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği’ne Yusuf Akın atandı
  • Osman Korkut Kanadoğlu hakkında başsavcılık soruşturma başlattı

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.