Salı, Ekim 27, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Mümtaz’er Türköne yazdı I Sözde Dikta Rejimi

Erdoğan tek başına vuruşuyor, yanında ve arkasında kimse yok; yapayalnız. Çünkü iktidar sahipleri ve destekçileri kendi geleceklerini garanti altına alma endişesi ile araziye uygun kamuflajlara gizlenmiş durumdalar.

31/03/2025 12:03
Okuma süresi: 7 dk. okuma
A A
Mümtaz’er Türköne yazdı I Sözde Dikta Rejimi
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Mümtaz'er Türköne

Mümtaz'er Türköne

186 köşe yazısı

(The Turkish Post) – MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE

“Sözde boykot” diyor, iletişim başkanımız; CHP’nin iktidar yanlısı televizyon kanallarına ve bu kanallara reklam veren markalara yönelik kara listesi için.

Bir tür küçümseme, hatta alaya alma ibaresi bu “sözde” kelimesi. Resmî düzeyde, neredeyse protokol kalıbına dökülen bir aşağılama takısı olarak uzun zamandır kullanılıyor. Bir gerçeklik olarak değil, sadece söz olarak varolabilen bu yüzden ciddiye alınmayan bir durumu ifade ediyor. Gerçek hayatta karşılığı yok, sadece lafta mevcut.

Başlarda PKK’ya karşı kullanıma girdi, “sözde” kelimesini başına koyduğunuz zaman “örgüt”, “barış çağrısı”, “bayrak” gibi öne sürülen sözlerin ve sembollerin küçümsendiği vurgusu eklenmiş oldu. Siyasî dil her zaman somut gerçeklikleri, sembolleri değil olumlu veya olumsuz duyguları da içerir. “Sözde” dediğiniz zaman hemen yüzünüzde bir küçümseme, hatta iğrenme ifadesinin belirmesi gerekiyor. “Sözde boykot” dediği zaman iletişim başkanı, işte bu genel duyguyu ön plana çıkarmaya çalışıyor.

“Neresi sözde?” diyebilir, “Kanal isimleri, ürünlerin markaları tek tek sayılıyor” diye ekleyebilirsiniz. Aldırmayın.

Her şeyin sahtesi var:

“Sözde” kelimesi, Batı dillerinde yaygın olarak kullanılan “pseudo” kelimesinin tercümesi. “Pseudo” aslında “sahte” demek, ancak sahteliğinin tayin ettiği “sözde” kelimesini de içeriyor. Teknik bir deyim olarak bilimin, felsefenin, tarihin sahtesi için kullanılıyor. Psikolojinin bile sahtesi var.

Bilimi taklit eden ama yöntemlerine, mantığına ve sebep sonuç ilişkisine aldırmadan sadece bilimsellik iddiası ile inançlara itibar kazandırmaya çalışan Pseudoscience (sahte bilim) için akılda kalıcı bir örnek verelim.

Astroloji sahte bilimdir. Burç fallarının bilimsel hiçbir temeli hatta kanıtlanabilir mantığı yoktur; ama birçok insan hayatını burç fallarına göre düzenler. Bu yüzden astrolojiye bilim olarak inanan insanlar vardır ve bunlar ezici çoğunluktadır. Hatta sizin bilimsellik eleştirinizi hiçbir şekilde ciddiye almazlar. Ama bu, evrensel bilimsel ölçülerde astrolojinin, burç fallarının “sözde bilim” olmasını, yani bütünüyle ve tepeden tırnağa uydurma olduğu gerçeğini değiştirmez.

Demek ki bir inancın yaygınlığı onun sahteliğini ortadan kaldırmıyor.

Siyasette, akla-mantığa uymayan, ancak ısrarlı tekrarlar ve iknaya yönelik algı teknikleriyle yerleştirilen inançlar ve kanaatler için de bu tabir kullanılabilir.

Hemen her siyasî rejimin sahtesi vardır. Demokrasinin sözel düzeyde dolaşımda olduğu, iktidarın sandıktan çıktığı ama iş demokrasinin en doğal bileşenlerine geldiği zaman, -eşit ve adil seçimler, düşünce ve ifade hürriyeti, kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü gibi- fiiliyatta olmazsa olmaz kuralların bile çiğnendiği sözde demokrasilerden bahsedilir.

Çoğunluk diktası, sözde demokrasi türlerinden biridir. Demokrasi sözel düzeyde bir iddia olarak dolaşımdadır, ancak iktidar ilişkisi veya yöneten-yönetilen ilişkisi söz konusu olduğunda güç sahiplerinden hiç biri dönüp demokratik prensiplere bağlılık göstermez.

Gelelim “Sahte Dikta” rejimine…

Dikta yalanı

2013’ten sonra AK Parti iktidarı için “dikta” isnadı yaygın olarak kullanıldı. Başlarda Erdoğan için “diktatör” sıfatının bir hakaret anlamı taşıdığı iddia edildi ve dava konusu yapıldı. Sonra durum normalleşti. Normalleşti çünkü “dikta” ibaresi bir yafta olmaktan çıkıp asalet unvanlarından sayıldı. Yani iktidar, dikta olarak nitelenmeyi bir ayrıcalık ve üstünlük sıfatı olarak üstü kapalı şekilde benimsedi.

Dikta buyurganlık demektir; dediğini yaptırmak, mutlak ve sınırsız güce sahip olmak. Dikta rejimi, tek kişinin sınırsız güçle yönetmesi, yönetilenlerin de bu güce kayıtsız şartsız boyun eğmesidir. Tek bir kişi, denetimsiz ve keyfi bir yetki kullanır, tarihte örnekleri bolca görüldüğü üzere, akşam yemeği fazla kaçırdığı için gece gördüğü kâbusun etkisiyle ertesi gün epeyce insanın canını yakar. Kimsenin bu güç karşısında sığınacak dalı yoktur. Yaşam ve özgürlük hakkı başta olmak üzere temel haklar diktatörün iki dudağının arasındadır. Muhalefetin yaşama şansı yoktur, eleştirenler ağır cezalara çarptırılır. Servet onun kontrolündedir, istediği gibi birinin elinden alıp ötekilere dağıtabilir. Bütün diktatörler çok zengindir.

Halktan beklenen ise sorgusuz sualsiz itaat ve sadakattir.

Otoriter mi, Totaliter mi?

Diktatörlük iki türlüdür: Otoriter ve totaliter.

Otoriter diktatörlükler çıplak güce dayanır, tek kişi keyfince yönetir ve yaptıklarını bir gerekçeye dayandırmak zorunda değildir. Saddam’ın Esad’ın Orta Doğu diktatörlükleri, son olarak Putinizm gibi. Tek kişiye sadakat ve itaat dışında, onun radarına girmediği sürece insanlar istedikleri gibi yaşarlar.

Totaliter diktatörlükler ise bir ideoloji ile kendilerini meşrulaştırır, herkesin bağlı olması ve ona uygun yaşaması gereken bir ideoloji egemendir. Tek bir hayat biçimi, herkesin inanması ve uyması gereken tek bir gerçeklik vardır. Sosyalist ve faşist diktatörlükler gibi. İran rejimi, teokrasinin totaliter versiyonudur. Afganistan’da Taliban yönetimi aynı diktatörlüğün mantığı aynı ama sonuçları farklı bir versiyonudur. Totaliter diktatörlüklerde ideoloji, diktatörün yorumuna bağlı olsa da meşruiyet bu ideolojiye bağlılıkla ölçülür. Diktatör de gücünü bu ideolojiden alır.

2013’ten sonra diktatörlüğün totaliter formu iktidarın rüyalarını süsledi, ama bu hayal en fazla katı bir muhafazakârlıkla sınırlı kaldı. Diktatörlüğün otoriter biçimi ise 15 Temmuz darbe girişiminin açtığı belalı yolda fırsat buldukça uygulandı. 2017 referandumu ile gelen anayasal düzen, böyle bir rejimi amaçlamıştı.

Bizde diktatörlüğün sınırlarını imkânlar belirliyor. Dikta rejimlerine özgü keyfilikler, özellikle yargı kararlarıyla el’an sürüyor; fakat ne uluslararası ilişkiler düzeni ne ekonomi ve halkın talepleri ne de iktidar tekelini elinde tutanların yeteneği otoriter veya totaliter bir dikta rejimine imkân ve fırsat vermiyor.

Kelimeleri doğru kullanırsak mevcut iktidar “faşist” bir yönetim değil, hatta çok arzu etmesine rağmen evrensel ölçülerde bir dikta rejimi de değil. Belki sadece “Sözde Dikta” düzeninin çarklarını çevirmeye çalışmaktan sorumlu. Dikta rejimi olarak görülmeyi ve mutlak güç sahibiymiş gibi boyun eğilmesini çok istedi.

Ama olmadı.

Neden olmadı?

2025 yılının Nisan ayına girerken siyasî düzenimiz, detaylarına ve arka planında işleyen mekanizmalarına ayrışmış çok net bir görüntüye sahip. Karşımızda karşı konulmaz bir dikta rejimi değil bir üflemede ayağı yerden kesilen kâğıttan bir kaplan duruyor.

Öncelikle, dikta rejimleri seçim kaybetmez. 2015’den beri Sözde Dikta rejimi, art arda seçim kaybetti. Şu anda bile çoğunluğu değil, MHP desteği ile ayakta duran bir azınlığa dayanıyor.

Nitekim son İmamoğlu operasyonu, kazanamayacağını bildiği seçim yerine, elindeki güçleri seferber edip bir Bizans Saray Düzeni inşa etmeyi amaçlıyordu. İç çekişmelerine güvenip CHP ortadan ikiye bölünecek, bu arada korku iklimi egemen olacak, alternatif iktidar arayanların fenerleri sönecekti. Halkın özgürlük, adalet ve iyi yönetim susuzluğu siyaset sahnesindeki entrikaların üzerinden bir sel gibi aştı ve diktanın “sözde” kısmı da sular altında kaldı.

Evrensel ve tarihsel örnekler dikta rejimlerinin, hatta “sözde” olanların bile silahlı bir güce, yani orduya dayandığını gösteriyor. Sisi, Mısır’ı ordusu ile yönetiyor. Bizim ordumuzun bir dikta rejiminin koltuk değneği olabileceğini hayal etmek bile mümkün değil. Paramiliter örgütlenmeler ise, gevşek bir muhafazakâr dokudan üretilemezler.

Toplumdan gelen çok güçlü bir iktidar değişimi talebi var. Bunun karşısında duracak bir güç ve bir engel yok. Yerine neyin geleceği konusunda kafalar net değil, ama mevcut iktidarı değiştirmek konusunda muhalefetin her hücresi tek bir beden gibi hareket ediyor.

Gidiş bileti kesilmiş.

Korku dağları yani iktidarı bekliyor, düz ovayı yani muhalefeti değil. O kadar güce ve tecrübeye rağmen iktidar kanadı organize bir hücuma kalkamıyor. Erdoğan tek başına vuruşuyor, yanında ve arkasında kimse yok; yapayalnız. Çünkü iktidar sahipleri ve destekçileri kendi geleceklerini garanti altına alma endişesi ile araziye uygun kamuflajlara gizlenmiş durumdalar. Diktanın muhalefeti susturması ve durdurması beklenen korku iklimi, tersine iktidar kanadını kilitliyor. Kendi çıkardığı isyanı bastırmak bir kenara, kendi saflarında iktidarın burçlarına egemen olan korkuyu bile gideremiyor.

Ne olacak sorusunun cevabını bu tablo, şüpheye yer bırakmayacak şekilde veriyor: Hiçbir diktatör, böyle bir ekiple ve partiyle gireceği savaşı kazanamaz. Hiç kimse kazanamayacağı savaşa girmez.

Hızlı ve etkili bir normalleşmeye hazır olun.

Erken Seçim artık bir mecburiyet:

“Mümkün mü?” sorusuna, bilhassa ekonomik krizden çıkışın nesnel mecburiyetlerine bakarak karar verin. Saray bir hamle yaptı ve hamlesi boşa düştü. Ekonomi çok ama çok ağır bir bedel ödedi. Seçim olmadan derinleşen ekonomik krizden çıkmak artık mümkün değil. Hele Sözde Dikta rejiminin bu krizi yönetmesi, yeniden güven ortamı oluşturması ve umut yaratması imkânsız.

Tatsız tuzsuz tekrarlarla uzatılan hikâye sona erdi. Yeni bir hikâye yazmak için yeni ilhamlarla yeni bir çağ başlıyor.

Erken Seçim kararı alındığı anda CDS, faizler düşer, döviz kontrol altına girer, yabancı sermaye yeniden giriş yapar. Yerli sermaye daha uzun vadeli planlamaya geçer.

Tek başına ekonominin zorlayıcı şartları erken seçimi mecburi istikamet olarak önümüze çıkarmaya yeterli.

Elbette direnecek, ipe un serecek. Ama “sözde” değil, ekonominin, halkın ve bir bütün olarak ülkenin çıkarlarına teslim olup erken seçime gidecek.

Başka çaresi yok.

Kısaca “sözde dikta” rejimi de artık sona erdi. Geçmişin alışkanlıklarına takılmayın. Hayatın gücü her şeyi peşine takıp sürükler. Önümüzde sözde değil özde bir demokrasi fırsatı var; hem de uzun bir dönem için.

Etiketler: mümtazer TürköneSözde Dikta RejimiÜst Manşet
Paylaş781Tweet488PaylaşGönderTara
Mümtaz'er Türköne

Mümtaz'er Türköne

Önerilen Haberler

Cengiz İzol yazdı I Toplumsal barış neden her zamankinden daha önemli?
Köşe Yazarı

Cengiz İzol yazdı I Toplumsal barış neden her zamankinden daha önemli?

Suna Yaman yazdı I Brezilya’da Lula kazandı, Sırbistan’da öğrenciler iktidarı devirdi
Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I Brezilya’da Lula kazandı, Sırbistan’da öğrenciler iktidarı devirdi

Vergiye tabi gelir dilimleri yeniden belirlendi… Çalışana yeni şok!
Özel Haber

Mehmet Eren yazdı I Esnafın vergi yükü ağırlaşıyor: Hazine Bakanlığı’ndan taksitlendirme beklentisi

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında şarkıcı Nil Özalp gözaltına alındı
Haber Yorum

Halim Yılmaz yazdı I Basına engel var, ama yazıyı ilk yayımlayan İsmail Saymaz’a neden yok?

Popüler Haberler

Vali yardımcısının intiharı ile ilgili yasak aşk iddiası

Vali yardımcısının intiharı ile ilgili yasak aşk iddiası

Beyaz TV’ye jandarma baskını iddiası

Beyaz TV’ye jandarma baskını iddiası

Sibel Can ve Emir Sarıgül Marmaris’te evleniyor!

Sibel Can’la evlilik hazırlığı yapıyordu, tutuklandı!

Cengiz İzol yazdı I İnsan insanın rengini alır: İyiliği çoğaltmak

Cengiz İzol yazdı I İnsan insanın rengini alır: İyiliği çoğaltmak

Özel okul öğretmeni fuhuş ve uyuşturucudan tutuklandı

Özel okul öğretmeni fuhuş ve uyuşturucudan tutuklandı

Fon soruşturması kapsamında Altınbaş ailesinin mal varlıkları donduruldu

Fon soruşturması kapsamında Altınbaş ailesinin mal varlıkları donduruldu

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Emir Sarıgül 45 yaşında dede oluyor

Emir Sarıgül itirafçı mı oldu?

Öcalan çağrısından sonra ilk baş başa görüşme

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Bahçeli arasında 1 saat 10 dakikalık görüşme

Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği’ne Yusuf Akın atandı

Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği’ne Yusuf Akın atandı

Osman Korkut Kanadoğlu hakkında başsavcılık soruşturma başlattı

Osman Korkut Kanadoğlu hakkında başsavcılık soruşturma başlattı

“Emniyet Genel Müdürü görevden alınacak” iddiası

Emniyette terfi krizi: Rütbeler mahkeme kararıyla alınıyor

“Süt karşılığı yem” uygulayan 39 firma hakkında soruşturma

Çiğ süte zam geliyor, süt ürünlerine de zam gündemde

Başörtüsü yasağını eleştiren Muhammed Emin Yıldırım gözaltına alındı

Başörtüsü yasağını eleştiren Muhammed Emin Yıldırım gözaltına alındı

Bacağı kesilen 73 yaşındaki Abdullah Tırpan cezaevinde hayatını kaybetti

Bacağı kesilen 73 yaşındaki Abdullah Tırpan cezaevinde hayatını kaybetti

“Süt karşılığı yem” uygulayan 39 firma hakkında soruşturma

Çiğ süte zam geliyor, süt ürünlerine de zam gündemde

Sarıgül hakkındaki tecavüz iddiaları ile ilgili ilk kez konuştu

Sarıgül hakkındaki tecavüz iddiaları ile ilgili ilk kez konuştu

“Emniyet Genel Müdürü görevden alınacak” iddiası

Emniyette terfi krizi: Rütbeler mahkeme kararıyla alınıyor

Ölüm tehdidi alan Afşin Hatipoğlu: Bir süre paylaşım yapmayacağım

Ölüm tehdidi alan Afşin Hatipoğlu: Bir süre paylaşım yapmayacağım

Oktay Saral’a görevden alındığını genel sekreter açıklamış

Oktay Saral’a görevden alındığını genel sekreter açıklamış

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Emir Sarıgül itirafçı mı oldu?
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Bahçeli arasında 1 saat 10 dakikalık görüşme
  • Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği’ne Yusuf Akın atandı
  • Osman Korkut Kanadoğlu hakkında başsavcılık soruşturma başlattı

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.