Çarşamba, Ekim 28, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Bünyamin Ünal yazdı I Ataların travması hücrelerde yankılanabilir mi?

Para harcanmaz; çünkü bir gün her şey yeniden kaybedilebilir. Kimseye güvenilmez; çünkü güvenmek tehlikelidir. Duygular gösterilmez; çünkü ayakta kalmanın yolu güçlü görünmektir. Bunlar aile içinde sözlerle aktarılabilir. Bazen de hiç konuşulmadan; bir bakışla, ani bir öfkeyle, evdeki sürekli tedirginlikle… Çocuk, kendisine anlatılmayan hikâyenin havasını yine de solur. Peki bu mirasın biyolojik bir tarafı da olabilir mi?

25/07/2026 09:07
Okuma süresi: 7 dk. okuma
A A
Bünyamin Ünal yazdı I Ataların travması hücrelerde yankılanabilir mi?
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Bünyamin Ünal

Bünyamin Ünal

74 köşe yazısı

(The Turkish Post) – BÜNYAMİN ÜNAL 

Bazen insanın hayatında görünür bir tehlike yoktur ama bedeni buna ikna olmaz.

Tetkikler normaldir. Ev güvenlidir. İşler, en azından dışarıdan bakıldığında, yolundadır. Yine de içeride bir yerde alarm çalmaya devam eder. Omuzlar gevşemez, uyku derinleşmez, zihin durmadan en kötü ihtimali hesaplar.

İnsan bir süre sonra bunu kişiliğinin parçası sanır:

“Ben zaten hep böyleydim.”

Belki öyledir. Belki de hikâye doğduğunuz gün başlamamıştır.

Hikâye Doğduğumuz Gün Başlamıyorsa

Bir ailede savaş, göç, kıtlık, şiddet ya da ani bir kayıp yaşandığında bunun etkisi olayı yaşayanlarla sınırlı kalmaz. Sonraki kuşaklar bazen ne olduğunu bilmeden o dönemin kurallarıyla büyür.

Para harcanmaz; çünkü bir gün her şey yeniden kaybedilebilir.

Kimseye güvenilmez; çünkü güvenmek tehlikelidir.

Duygular gösterilmez; çünkü ayakta kalmanın yolu güçlü görünmektir.

Bunlar aile içinde sözlerle aktarılabilir. Bazen de hiç konuşulmadan; bir bakışla, ani bir öfkeyle, evdeki sürekli tedirginlikle…

Çocuk, kendisine anlatılmayan hikâyenin havasını yine de solur.

Peki bu mirasın biyolojik bir tarafı da olabilir mi?

Epigenetik araştırmaları, uzun zamandır bu sorunun çevresinde dolaşıyor.

Genler Hatırlamaz, Ama Beden Uyum Sağlar

Genlerimizi büyük bir kütüphaneye benzetebiliriz. Kitapların içindeki ana metin DNA’dır. Epigenetik işaretler ise bazı sayfaların daha sık açılmasına, bazılarının uzun süre kapalı kalmasına neden olan küçük notlar gibidir.

Metin değişmez ama okunma biçimi değişebilir.

Uzun süren stresin ve ağır travmaların bu düzen üzerinde iz bırakabildiğini biliyoruz. Bilmediğimiz şey, bu izlerin insanlarda hangi yollarla ve ne ölçüde sonraki kuşaklara geçtiğidir.

Burada önemli bir ayrım var: Travmanın, onu yaşayan kişinin hücrelerinde epigenetik değişikliklerle ilişkili bulunması başka şeydir; bu değişikliklerin sperm ya da yumurta hücreleri aracılığıyla çocuklarına aktarılması başka.

İlki konusunda ciddi bir bilimsel birikim bulunuyor. İkincisi, özellikle insanlar söz konusu olduğunda, henüz çözülmüş değil.

Hücreler yaşanan olayların ayrıntılı hatırasını saklamaz. Beden, “Büyükbaban şu tarihte şunu yaşadı,” diye kayıt tutmaz. Fakat stres sistemlerinin çalışma biçimi, tehlikeye duyarlılık veya belirli uyaranlara verilen tepki değişebilir.

Bir kuşakta hayatta kalmayı kolaylaştıran yüksek alarm hâli, koşullar değiştiğinde gereğinden fazla çalışan bir tehlike sistemine dönüşebilir.

Kiraz Çiçeği Kokusundan Korkan Fareler

Kuşaklar arası epigenetik aktarım tartışmalarının en bilinen çalışmalarından biri farelerle yapıldı.

Araştırmacılar erkek farelere kiraz çiçeğini andıran asetofenon kokusu verdiler ve ardından hafif elektrik şoku uyguladılar. Bir süre sonra fareler kokuyu aldıkları anda tehlike beklemeye başladı.

Asıl dikkat çekici bulgu daha sonra geldi.

Bu farelerin yavruları, hatta bir sonraki kuşak, hiç şok görmedikleri hâlde aynı kokuya karşı daha hassas tepki veriyordu. Babalarla doğrudan temasın etkisini azaltmak için yapay döllenme gibi yöntemler de kullanıldı. Sonuç yine benzerdi.

Üstelik koku duyusuyla ilişkili sinir yapılarında ve baba farelerin sperm hücrelerinde bazı farklılıklar bulundu.

Burada insanı hemen kendine çeken bir açıklama var:

“Demek ki babanın korku anısı sperme yazılmıştı.”

Fakat deney bunu göstermedi.

Yavrular babalarının başından geçen olayı hatırlamıyordu. Görülen şey, belirli bir kokuya karşı artmış biyolojik duyarlılıktı.

Farelerden İnsanlara Geçerken

Farelerde elde edilen bulgular son derece değerli olsa da insan yaşamına doğrudan taşınamaz.

Laboratuvarda koşullar büyük ölçüde denetlenebilir. İnsan hayatında ise genler, gebelik süreci, ebeveyn davranışları, aile ilişkileri, kültür ve kişisel deneyimler birbirinden kolayca ayrılamaz.

Bir çocuğun stres tepkisi anne ve babasından aldığı genlerle ilişkili olabilir. Aynı çocuk, kaygılı bir ev ortamında büyümüş, sürekli tehlike anlatıları dinlemiş veya ebeveynlerinin korkularını gözlemleyerek öğrenmiş de olabilir.

Bu nedenle sonraki kuşakta görülen bir etkinin biyolojik aktarım mı, öğrenme mi, aile ortamı mı, yoksa bunların birleşimi mi olduğunu belirlemek kolay değildir.

Farelerde görülen bir etkinin insanlarda da aynı şekilde işlediğini varsaymak, bilimin söylediğinden daha ileri gitmek olur.

Holokost Sonrası Bulunan Biyolojik İzler

İnsanlarda en çok konuşulan araştırmalardan biri Holokost’tan sağ kurtulanlar ve çocukları üzerinde yapıldı.

Çalışmada stres yanıtının düzenlenmesine katılan FKBP5 geninin belirli bir bölgesi incelendi. Travmayı yaşayan ebeveynlerle çocuklarında aynı bölgede, fakat birbirine zıt yönlerde DNA metilasyonu farklılıkları bulundu.

Bulgu çarpıcıydı ama bir son nokta değildi.

Araştırma, değişimin doğrudan sperm ya da yumurta hücreleri aracılığıyla aktarıldığını kanıtlamıyordu. Ayrıca insan araştırmalarında gebelik koşullarını, ebeveynlerin stres düzeyini, aile içindeki ilişkileri ve çocukların kendi yaşam deneyimlerini tamamen birbirinden ayırmak mümkün değildir.

Çocuk, anne babasının genlerini aldığı gibi onların korkularının içinde de büyür. Evin hangi seslerde sustuğunu, hangi konuların konuşulmadığını, hangi ihtimaller karşısında herkesin gerildiğini öğrenir.

Bu nedenle insanlarda kuşaklar arası travmanın varlığından söz edebiliriz. Fakat bunun ne kadarının epigenetik, ne kadarının psikolojik, gelişimsel, ailevi veya toplumsal yollarla aktarıldığını bugün kesin olarak bilmiyoruz.

Bir Ailenin Korkusu Nasıl Devam Eder?

Temsili bir örnek düşünelim.

Hayatı boyunca ciddi bir maddi yıkım yaşamamış ve ekonomik açıdan güvende olan biri, küçük bir finansal belirsizlikte yoğun kaygı yaşıyor. Banka hesabında yeterli para var ama zihni sürekli iflas ihtimaliyle meşgul. Harcama yaptığında suçluluk duyuyor. Gece uyanıp hesaplarını kontrol ediyor.

Aile geçmişine bakıldığında, önceki kuşaklardan birinin zorunlu göç sırasında bütün mal varlığını bir gecede kaybettiği öğreniliyor.

Bu bağlantı, bugünkü kaygının nedeninin kesinlikle geçmişteki olay olduğunu kanıtlamaz. Böyle bir sonuca varmak hem kolaycı hem de bilimsel açıdan savunulamaz.

Fakat o kaybın ardından ailede yerleşen kuralların izini sürmek anlamlı olabilir:

Biriktir.
Kimseye güvenme.
Sahip olduğunu gösterme.
Her şeyini aynı yerde tutma.
Her an yeniden kaçmaya hazır ol.

Önceki kuşak yaşadığı kaybı çocuklarına açıkça anlatmamış olabilir. Ama parayla kurduğu ilişki, evdeki güvensizlik ve felaket beklentisi zaten konuşuyordur.

Çocuklar yalnızca kendilerine söyleneni öğrenmez. Evin neye irkildiğini de öğrenir.

Beden Eski Bir Tehlikeyi Beklerken

Bedenin takvim duygusu bizden farklıdır.

Yıllar önce öğrenilmiş bir tehlike tepkisi, bugün aynı tehlike bulunmadığı hâlde çalışmaya devam edebilir. Geçmişte hayat kurtaran bir alarm, şartlar değiştiğinde hayatı daraltan bir sese dönüşebilir.

Bazen kişi bunun kaynağını bilir. Bazen de yalnızca sonucu yaşar: kasılma, kaçınma, kontrol ihtiyacı, uykusuzluk, çarpıntı veya açıklayamadığı bir felaket beklentisi.

Yine de her belirtiyi aile geçmişine bağlamak doğru değildir. Kaygının birçok nedeni olabilir. Kişinin kendi deneyimleri, güncel ilişkileri, uyku düzeni, kullandığı ilaçlar, hormonal veya nörolojik sorunlar ve içinde bulunduğu yaşam koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Tıbbi testlerin normal çıkması yaşanan sıkıntıyı hayalî yapmaz. Ama görünür bir neden bulunamadığında ilk açıklamayı epigenetikte aramak da bizi mutlaka gerçeğe götürmez.

Epigenetik Kader Değildir

Epigenetik hakkında yapılan en büyük hatalardan biri, onu değişmez bir kader gibi anlatmaktır.

Oysa epigenetik işaretler taşa kazınmış değildir. Yaşam boyunca çevresel koşullar, yaşlanma, beslenme, uyku, fiziksel aktivite, stres ve sosyal ilişkilerle birlikte değişebilirler.

Psikoterapi ve destekleyici yaşam düzenlemeleri kişinin belirtilerini, duygu düzenleme kapasitesini ve stresle baş etme becerisini iyileştirebilir. Ancak bu iyileşmenin mutlaka belirli epigenetik işaretlerin tersine çevrilmesiyle gerçekleştiğini söyleyemeyiz.

İnsan davranışı tek bir genle, tek bir kimyasal işaretle veya tek bir aile hikâyesiyle açıklanamaz.

Geçmiş etkiler ama hüküm vermez.

Miras Aldığımız Yalnızca Yaralar Değil

Ailelerden kuşaklara yalnızca korku geçmez.

Dayanıklılık da geçer. Yoklukta çözüm üretme becerisi, birbirini koruma alışkanlığı, mizah, dayanışma ve yeniden başlayabilme gücü de aile mirasının parçalarıdır.

Geçmişe bakmanın amacı bir suçlu bulmak değildir. “Bu korku bana ait değil,” diyerek bütün yükü atalara bırakmak da iyileşme sayılmaz.

Daha dürüst bir cümle belki şudur:

“Bu tepkinin benden önce başlayan bir tarafı olabilir. Ama bugün onunla ne yapacağım bana bağlı.”

İnsan geçmişini seçemez. Fakat geçmişin içinden neyi alacağına, neyi dönüştüreceğine ve neyi kendisinden sonraki kuşağa bırakmayacağına zamanla karar verebilir.

Geçmiş Konuşabilir, Ama Son Sözü Söylemez

Belki bize düşen, atalarımızın yükünü onlara geri vermek değildir.

O yükün adını koymak, ne kadarını taşıdığımızı görmek ve bizden sonrakilere aynı ağırlıkta bırakmamaktır.

Geçmiş konuşabilir.

Ama son sözü söylemek zorunda değildir.

Kaynakça

Dias, B. G. & Ressler, K. J. (2014). Parental olfactory experience influences behavior and neural structure in subsequent generations. Nature Neuroscience, 17, 89–96.

Yehuda, R. ve ark. (2014). Influences of maternal and paternal PTSD on epigenetic regulation of the glucocorticoid receptor gene in Holocaust survivor offspring. American Journal of Psychiatry, 171(8), 872–880.

Yehuda, R. ve ark. (2016). Holocaust exposure induced intergenerational effects on FKBP5 methylation. Biological Psychiatry, 80(5), 372–380.

 

Etiketler: AtalarınBünyaminhücrelerdeslider-mansettravmasıÜnalyankılanabilir mi?
Paylaş1Tweet1PaylaşGönderTara
Bünyamin Ünal

Bünyamin Ünal

Önerilen Haberler

Aziz Yıldırım’ın sürttüğü araba satışa çıkarıldı
Gündem

Aziz Yıldırım’ın sürttüğü araba satışa çıkarıldı

Cengiz İzol yazdı I Toplumsal barış neden her zamankinden daha önemli?
Köşe Yazarı

Cengiz İzol yazdı I Toplumsal barış neden her zamankinden daha önemli?

Milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşinin şirketleri hakkındaki tedbir kaldırıldı
Gündem

Milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşinin şirketleri hakkındaki tedbir kaldırıldı

Oğlu Can Akaş’ı kaybetmişti: Cem Akaş’tan da acı haber
Gündem

Oğlu Can Akaş’ı kaybetmişti: Cem Akaş’tan da acı haber

Popüler Haberler

Vali yardımcısının intiharı ile ilgili yasak aşk iddiası

Vali yardımcısının intiharı ile ilgili yasak aşk iddiası

Beyaz TV’ye jandarma baskını iddiası

Beyaz TV’ye jandarma baskını iddiası

“Süt karşılığı yem” uygulayan 39 firma hakkında soruşturma

Çiğ süte zam geliyor, süt ürünlerine de zam gündemde

MHP’li meclis üyesi cinayetinde yasak aşk iddiası

MHP’li meclis üyesi cinayetinde yasak aşk iddiası

Sibel Can ve Emir Sarıgül Marmaris’te evleniyor!

Sibel Can’la evlilik hazırlığı yapıyordu, tutuklandı!

Başörtüsü yasağını eleştiren Muhammed Emin Yıldırım gözaltına alındı

Başörtüsü yasağını eleştiren Muhammed Emin Yıldırım gözaltına alındı

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Aziz Yıldırım’ın sürttüğü araba satışa çıkarıldı

Aziz Yıldırım’ın sürttüğü araba satışa çıkarıldı

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Cumhuriyet soruları…!

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Cumhuriyet soruları…!

H. Agah Kalender yazdı I Bir portre; Mustafa Yeneroğlu…!

H. Agah Kalender yazdı I Bir portre; Mustafa Yeneroğlu…!

Suna Yaman yazdı I Türkiye’nin yeni Ortadoğu denklemi

Suna Yaman yazdı I Mekke İttifakı İran’la savaşı önleyebilir mi?

Cengiz İzol yazdı I Toplumsal barış neden her zamankinden daha önemli?

Cengiz İzol yazdı I Toplumsal barış neden her zamankinden daha önemli?

Milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşinin şirketleri hakkındaki tedbir kaldırıldı

Milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşinin şirketleri hakkındaki tedbir kaldırıldı

MHP’li meclis üyesi cinayetinde yasak aşk iddiası

MHP’li meclis üyesi cinayetinde yasak aşk iddiası

“Süt karşılığı yem” uygulayan 39 firma hakkında soruşturma

Çiğ süte zam geliyor, süt ürünlerine de zam gündemde

Oğlu Can Akaş’ı kaybetmişti: Cem Akaş’tan da acı haber

Oğlu Can Akaş’ı kaybetmişti: Cem Akaş’tan da acı haber

Fon soruşturmasında 42 kişi, 46 şirket ve 18 fon hakkındaki mal varlığı tedbirleri kaldırıldı

Fon skandalını yazan Yeni Şafak GYY Likoğlu: “Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı” diyenler varmış

Fon soruşturmasında AK Partili vekilin eşi dahil üç yöneticiye mal varlığı incelemesi

Fon soruşturmasında AK Partili vekilin eşi dahil üç yöneticiye mal varlığı incelemesi

Düzenleme yapılmazsa 4 milyon emekli sıfır zam alacak!

Erdoğan’ın emekli maaşı açıklamasına uzman uyarısı: 7 milyon kişi taban aylıkta eşitlenebilir

Aziz Yıldırım’ın sürttüğü araba satışa çıkarıldı

Aziz Yıldırım’ın sürttüğü araba satışa çıkarıldı

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Aziz Yıldırım’ın sürttüğü araba satışa çıkarıldı
  • Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Cumhuriyet soruları…!
  • H. Agah Kalender yazdı I Bir portre; Mustafa Yeneroğlu…!
  • Suna Yaman yazdı I Mekke İttifakı İran’la savaşı önleyebilir mi?

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.